Sezaryen

Annenin karın bölgesinde bir kesi açılarak, bebeğin dünyaya getirildiği işleme sezaryen veya sezaryen doğum denir. Bu işlem, bir cerrahi operasyondur ve farklı nedenlerden dolayı uygulanır. Öncelikli olarak anne adayının normal doğum yapması beklenir. Eğer normal doğum esnasında farklı sorunlar gelişir, anne ve bebeğin sağlığı tehlikeye girerse sezaryen ile bebek alınır. Bazı durumlarda ise normal doğum beklenmeden belli bir haftada sezaryen yapılır. Bu tür uygulamalar, elektif sezaryen olarak adlandırılır.

Sezaryenin cerrahi bir işlem olması, farklı riskleri de beraberinde getirmesine neden olur. Fakat normal doğum esnasında veya öncesinde gelişen bir takım durumlardan dolayı sezaryen adeta bir zorunluluk haline gelir. Bu yöntem, ülkemizde ve dünyada çok uzun yıllardır uygulanmaktadır.

Sezaryen Doğum Neden Tercih Edilir?

Kadın doğum uzmanları başta olmak üzere bu konuyla ilgili bilgi sahibi uzmanların tamamı, normal doğumu önerir. Buna rağmen sezaryen doğum sayısı, azımsanmayacak kadar fazladır. Bunun temel nedeni, yukarıda da bahsedildiği gibi bir takım farklı risklerdir. Bu risklerinin anne veya bebeğin yaşamını tehdit etmesi, doktorların ve anne adaylarının mecburen bu yöntemi tercih etmelerine neden olur.

Sezaryenin tercih edilmek zorunda olduğu farklı durumlar vardır. Bu durumlar genel olarak hastaların normal doğumu bekleyecek vakitlerinin olmaması şeklindedir. Bahse konu durumlara örnek olarak şunlar gösterilebilir:

Bebeğin oksijen alamadığı durumlar

Vajinal kanamalar

Bebeğin doğum kanalında doğru pozisyonda durmaması

Plasenta previa teşhisinin konulması

Yüksek tansiyon veya şeker hastalığı gibi rahatsızlıkların olması

Doğumun ilerlemediği ve bebeğin stresinin yükseldiği durumlar

Bebeğin kalp atışlarının düzensizliği

Doğum esnasında yaşanan komplikasyonlar

Çoğul gebelikler

Kan uyuşmazlığı

Rahim yorgunluğu

Pelvis uyumsuzluğu

Vajinal açılmamanın yeterli seviyede olmaması veya hiç açılmaması

Bunlar ve benzer nedenlerden dolayı sezaryen ile doğum seçeneği tercih edilmek zorunda kalınır. Fakat tıbbın ilerlemesi sayesinde cerrahi bir işlem olarak sezaryen, son derece başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Bu şekilde yapılan doğumlardaki başarı oranı çok yüksektir.

Sezaryen Doğum Nasıl Yapılır?

Öncelikle sezaryenin bir cerrahi işlem olduğunun unutulmaması gerekir. Bundan dolayı süreç, adeta bir ameliyat gibi ilerler. Öncelikle bu kararı anne adayı değil, kadın doğum uzmanı verir. Yukarıda bahsedilen durumlar veya benzerleri olması durumunda sezaryen tercih edilir. Eğer böyle bir durum söz konusu değilse, yani görünürde normal doğuma engel bir hal yoksa sezaryen tercih edilmez.

Sezaryene karar verildikten sonra bunun hangi hafta yapılacağı kararlaştırılır. Uzman hekimler genellikle 38 ila 40.haftalar arasında bu işlemi yaparlar. Operasyonun ne zaman yapılacağı kararlaştırıldıktan sonra hazırlık aşamasına geçilir. Hazırlık aşaması ve ardından da sezaryenin aşamaları şu şekildedir:

Anestezi uzmanına giderek gerekli kontrollerin yapılması

Doğumdan 8-9 saat önce yeme ve içmenin kesilmesi

Genel veya epidural anestezi uygulanması

Karın alt bölgesinde 10 cm büyüklüğünde bir kesi oluşturulması

Oluşturulan keşiden katların geçilmesi ve bebeğin olduğu keseye ulaşılması

Bebeğin çıkarılması

Göbek kordonunun kesilmesi ve bağlanması

Plasentanın çıkarılması

Rahim içinin temizlenmesi

Damarların ve dokuların dikilerek, yaranın kapatılması

Bu adımlar, normal bir sezaryen prosedüründe bu şekildedir. Bazı durumlarda, hastanın genel durumuna göre farklı prosedürlerin uygulanması da söz konusu olabilir.

Sezaryende Hangi Anestezi Uygulanır?

Sezaryenin cerrahi bir işlem olması sebebiyle anestezi uygulanması gerekir. Bu işlem için iki farklı teknik vardır. Bunlardan ilki genel anestezidir ki, herkesi bildiği üzere bu yöntemde vücudun tamamının uyuşturulması ve hastanın uyutulması söz konusudur. Diğer seçenek ise epidural anestezi olup, bu ise sadece belden alt tarafın uyuşturulması şeklindedir.

Hangi anestezinin uygulanacağına anestezi ve kadın doğum uzmanları tarafından karar verilir. Fakat hekimlerin ilk tercihi, sakıncalı bir durum olmaması halinde, epidural anestezidir. Çünkü bu yöntemde annenin bilinci açıktır ve doğumdan hemen sonra bebeği emzirme imkanı vardır. Böylece hem bebeğin beslenmesi sağlanmış olur hem de anne ile bebek arasındaki bağ gelişir. Genel anestezide ise böyle bir imkan yoktur. Çünkü annenin ayılması ve tam olarak kendisine gelmesi için biraz zamana ihtiyacı vardır.

Genel anestezinin hastalara olan etkisi daha fazladır. Vücudun tamamen uyku haline geçmesi ve tekrardan ayılması, hastayı yorar. Bir süre baş ağrısı ve benzer etkiler görülebilir.

Sezaryen Sonrası Normal Doğum Mümkün Mü?

Sezaryen ile ilgili merak edilen farklı hususlar vardır. Bunlardan birisi de sezaryen sonrasında vajinal doğumun mümkün olup olmadığıdır. Yani sezaryen ile doğum yapan birisinin daha sonradan normal doğum yapabilmesinin imkanı olup olmadığı çok fazla merak edilmektedir.

Geçmişte ilk doğumu sezaryen ile yaptıysan, diğerlerini de sezaryen ile yapmak zorundasın şeklinde bir algı vardı. Bu algı günümüzde de geçerlidir, fakat geçmişteki gibi doğru değildir. Çünkü gelişen tıp sayesinde sezaryen sonrasında normal/vajinal doğum mümkündür. Bu durum tamamen hastaların istekleriyle ilgilidir. Bu konuda yapılan araştırmalara göre sezaryen sonrasındaki vajinal doğumda başarı oranı %75 seviyelerindedir.

Sezaryen sonrasında normal doğum yapmak gibi bir düşüncesi olanların bunu hekimleriyle paylaşması ve bütün işlemlerin buna göre yapılması gerekir. Bu tür önlemlerin alındığı cerrahi operasyonlardan sonra normal doğumlardaki başarı oranının daha yüksek olduğu söylenebilir.

Sezaryenden Sonra Normal Doğum Riskli Mi?

Doğumun şekli ne olursa olsun, her doğumun kendi içinde bazı riskler taşıdığının bilinmesi gerekir. Dolayısıyla sezaryen sonrasındaki vajinal doğumun da bir takım riskleri vardır. Söz konusu riskler, alınacak bir takım önlemler sayesinde alt seviyelere indirilebilir. Bunun için ise iyi bir hastane ve doktor şarttır.

Sezaryenden sonra normal doğumun risklerinin şu şekilde sıralanması mümkündür:

En önemli risklerden birisi olarak eski dikiş yerinin açılması gösterilir. Böyle bir risk vardır, ancak bu risk sadece %1,5 seviyelerindedir.

Uterus rüptürü

Bebek kaybı

Fetal sıkıntı

Acil sezaryen gereksinimi

Buradaki risklerin meydana gelme olasılıklarının genel olarak düşük seviyelerde olduğu söylenebilir. Uzman bir hekim ile bu oranlar daha da düşük hale gelecektir.

Sezaryen ile İlgili Merak Edilen Hususlar

Kadınların sezaryen ile ilgili sorduğu farklı sorular vardır. Bu sorulara cevap olacak bilgileri aşağıda bulabilirsiniz:

Sezaryen, hastanın ve bebeğin durumuna göre 38, 39 veya 40. haftalarda yapılabilir. Fakat genel olarak 39.haftada yapıldığı söylenebilir.

Sezaryen süresi 30 dakika ila 60 dakika arasında değişir. Acil durumlarda, daha kısa sürede de bu işlemin yapılması söz konusu olabilir.

Sezaryen sonrasında banyo yapmanın herhangi bir mahsuru yoktur. Fakat banyo yaparken dikiş bölgesinin su geçirmez bant ile kapatılması gerekir.

Bir kişi, bütün doğumlarını sezaryen ile yapabilir. Fakat sezaryen sayısı arttıkça, risklerin de arttığının bilinmesi gerekir. Bu konuda doktor görüşü çok önemlidir.

Sezaryen sonrasında ameliyat bölgesinde iz kalma riski vardır. Fakat atılan estetik dikişlerle birlikte iz kalma olasılığının çok düşük olduğu söylenebilir.

Sezaryen ile ilgili genel bilgiler bu şekildedir. İnsanların bu noktada dikkat etmesi gereken temel mesele, doktor ve hastane seçimini özenli bir şekilde yapmak olacaktır. Böylece olası risklerin daha düşük seviyeye gelmesi sağlanır. Ayrıca hem anne hem de bebeğin sağlığı daha etkin bir şekilde korunmuş olacaktır.


Sorularınız

Soru Sor

Doktora Sorun
s